BUNALTI



Yarı karanlık kasvetli bir otobüsün içinde uyandım. Dışarıyı hiç göremiyorum tek tük ışıklar haricinde görülebilecek hiçbir şey yok. Bu görülememezlik rahatsız ediyor. Bilmiyorum bu kasveti yaratan dışarıyı görememek mi ya da dışarıdakilerin seni görememesi mi? Karanlık. Karanlık yolda, araba hızla sarsıla sarsıla ilerliyor. Arabanın içi oldukça soğuk. Sanki herkes bir bütünün parçalarıymış gibi birbirine sokulmuş. Bir sıcaklık duygusundan değil bu sokulma, öyle olduğu için ya da öyle olması gerektiği için, belki de soğuktan, kimbilir. Birkaç kişi rutini bozup konuşmaya yeltenebilseydi neyin ne olduğu daha kolay anlaşılabilirdi. Oysa kimsenin buna niyeti yoktu ya da varsa bile bütün ömürleri suskunluk üzerine kurulmuşcasına sessizdiler.  Böyle hızlı hızlı yol alırken tek bir insan sesi bile yok. Bana öyle geliyor ki bu arabanın içindekilerin hiç biri nereye gittiğini bilmiyor.  Bu suskunluk hali beni tedirgin ediyor, her şeyden korkuyorum sanki bu günlerde. Sadece bugünlere mi özgü yoksa hep böyle mi devam edecek?  Ama bu günleri diğer günlerden ayıran ne?
Herkesin olduğu bir yerde tek bir sesin bile duyulmuyor oluşu tedirginliğimi giderek arttırıyor. Bana öyle geliyor ki ya herkes bir şeyler düşünüyor ya da düşüncelerden kaçmak için, düşüncelerin ağırlığına dayanamadıkları için sağa sola savrulan arabada savuruyorlar düşüncelerini.


Kabarıp taşıyor içimde bir şey. Çıkmak için fırsat kolluyor. Bir sıcaklık yayılıyor, kendimi kontrol etmeliyim, çünkü kusmak üzereyim. Çok güçlü bir kusma arzusu, şöyle bir kussam rahatlayacağım. Üstümdeki bütün elbiseler fazlalık, şu elbiselerden de kurtulabilseydim diye düşündüm. Belki o zaman rahatlayacağım ama ne çare hiçbir şey rahatlatmıyor beni. Tedirginlik ve kusma arzusu. Şöyle uzanabilseydim birazcık, birazcık uyuyabilseydim.

Birden ani bir firenler sarsıldı araba. Arabanın arka kapısı açıldı, içeri biraz hava girdi ama karanlık da girdi biraz, arabanın içi daha bir karardı. Birisi binecekti herhalde çünkü kimse inmek için işaret vermemişti. Dışarda çok uzaklarda belirli belirsiz çakan şimşeklerin ışıklarını görebiliyorum. Saat kaç? Neredeyiz? Dışarda korkunç gölgeleriyle ağaçlar bir görünüp bir kayboluyorlar. Öncesiz ve sonrasız bir zamanın içine hapsedilmiş gibiyim. Ah biraz konuşabilseydim hiç değilse, konuşmaya cesaretim olsaydı. Hadi benim cesaretim yok ya diğerlerinin. Etrafımda karagoncolozlar dolaşıyor, bütün yapabileceğim eylemleri, önceden sezip kararsızlığımdan da yararlanarak yok ediyorlar.Sanki herşeye, birden patlayıverecek.

Arka kapıdan sakallı bir adam bindi arabanın içerisine. Ne garip, araba tıklım tıklım dolu olmasına rağmen ancak şu anda birinin yüzünü görebilmiştim ve o daha yeni girmişti arabanın içine. Kısa bir süre göz göze geldik. Çok kısa bir süre. Adam otobüsün ön koltuklarından birine oturup kayboldu. Sanki adam koltuğa oturmamışta koltuğun içindeki gizli bir kapıdan girmişcesine yok oldu. Kim bilir belki bu otobüs bir geçitti ve herkes otobüste sırasının gelmesini beklediği için tedirgin bir şekilde oturmaktaydı ve bu yüzden kimse konuşamamaktaydı. Ya da dışardan gelen biri kapıdan geçebildiğine göre bu insanlar  kapıyı bulamamış, kapıdan geçmek için uygun görülmemişler, dışarısı ve içerisi arasında, eşikte kalmış olanlar olabilir miydi? Kimdi bu adam o kadar tanıdık gelmişti ki yüzü.

Uzaktaki şimşekler giderek yaklaşmıştı. Karagoncolozlar benimle değil de otobüsle uğraşmayabaşlamışlardı anlaşılan. Biran bir şimşek çakmasında bütün otobüsün içi aydınlandı. Bütün yüzlerin bana dönük olduğunu sandım bir an için, bir şimşek çakımında.

Yağmur şiddetlendi ama ne yağmurun sesi ne arabanın ne insanarın sesi yankılandı kulaklarımda, yalnızca bana bakan birbirlerinden hiçbir farkını bulamağım yüzler.Bir kez daha şimşek çaktı. Karagoncoloz sordu: “Nereye gidiyorsun?” Arabanın camında kendime kendim baktım aynı yüzle karşılaştım. Bütün arabanın içi aynı yüzle doluydu. Araba durdu.

1 yorum:

  1. en son ne zaman otobüs yolculuğu yaptım hatırlamıyorum ama hikayeyi okuyunca yolculuklarımda ki (yanımdaki, önümdeki, arkamdaki her kim gözüme takıldıysa) yol arkadaşlarıma yazdığım absürt hikayeler geldi aklıma.

    Ayçin

    YanıtlaSil