BÜYÜK BEYLERDEN TEMENNİLER


Büyük beyler temenni ettiler:
“Duyduk duymadık demeyin
Peynir ekmek yemeyin
Aç insan kalmasın, savaşlar olmasın, çocuklar ölmesin”

Büyük bir ülkenin
Büyük bir salonunda
Büyük midelerle toplandı
Büyük beyler 
Büyük beyler temenni ettiler:

“duyduk duymadık demeyin
Sakın peynir ekmek yemeyin
Aç insan kalmasın, çocuklar ölmesin”

Ne güzel, ne masum sözler
Zaman altından insan öldürenlere
Duyduk duymadık demeyin
Büyük mideler temenni ettiler
Çocuklar ölürken.
Büyük mideler temenni ettiler
İnsanlar ölürken.

Asia'nın* Ağıdı


Zincire vurulmuş Prometheus ve her gün ciğerini yiyen karga (resim 2mi3 sitesinden alınmıştır)
Ölümün kaç çeşidi vardır bu topraklarda? Kaç çeşitte karşımıza çıkar? Yok oluş tektir. Öyle değil  midir? Ölümün bile hayırlısını aramak bu topraklardan çıkan bir deyimdir. Nasıl doğuyor? Ölüm nerede başlıyor?

Nasıl, bir toplumun varlığını yaşama düzenleri belirliyorsa aynı şekilde ölüm de o toplumun bilgisini barındırır içinde. İnsanlar neye üzülüyor? Canımızı ne acıtıyor? Acılar ne zaman başlıyor? Ne zaman bitiyor? Nasıl aktarılıyor? Nasıl, kendinden önceki atalarının bilgisini taşırsa insanlar ve bu bilgilerle şekillenirse hafızaları, yaşamları aynı zamanda acıların bilgisi ve ölümün bilgisini de aktarıyor.

Nasıl birbirini sevmenin bin bir çeşidini aktardıysak, ölümün de bin bir çeşidi siniyor gölgelerimize. Kinlerin bin bir çeşidi, vahşetlerin, ölümün bin türlü hali. Nasıl ki çığlıklar ağıtlara dönüşür, ağıtlar müziklere, çığlıklar tek bir dile, acı tek dile... Nasıl, bütün evrende mutluluğun tek dili varsa acının da tek dili var.

Ağıtlar farklı dillerde yakılır ama aynı acıdan beslenirler ve ancak o acıyı yaşayanların anlayabilecekleri bir dil haline dönüştükleri ölçüde sıradanlaşır, her gün daha fazla insan ölür. Nasıl anlatılır ki canı yanmayana, etinden et koparılmayana, acının dili nasıl anlatılır? Ne kadarı anlatılabilir? Acıların dili ortaktır, birbirinden ayrıldığı ölçüde, senin acın benim acım dendiği ölçüde acılar artmaya devam eder.

Yarayı iyileştirebilecek tek bir formül yok fakat, başkalarına açtığın yaraların fazlalığıyla değil yaraları azaltmakla, acıyı paylaşmakla bir başlangıç yapılabilir. Anlayamadığın bir şeyden ya korkarsın ya da onu yok etmeye çalışırsın ya da görmezden gelmeye. Siz hangi taraftasınız?

Acıyı paylaşamadığımız sürece, zincire vurulmuş Prometheus gibi aynı acıyı yaşayıp durmaya mahkumuz. Birbirimizin yarasını açmaya.

*Asia: Prometheus'un Annesi 

BİR GECE DENİZ RÜYASI


Tuzla, ekmekle yazıldı.
Gece aydınlıksa ürkütür,
Susulur.
Mavi dalgalar bağırır
Ağzında köpüklerin homurtusu
Sus, deniz.
Denizin ardı dağdır,
Dağın ardı meneviş kokusu.
Gelir, eski günlerin neşesi seni bulur
Güneş, çam kokularına bulanır
Bulanır da arkandan bağırır
Bağırır gecenin içinde kafayı bulmuş
Bir yıldız, salınır da salınır
Kaçar gökyüzünde
O ne gecedir o.
Bir balık olsam da oynaşsam şu denizde
Diyesin gelir
O ne denizdir o
İlla da gülesin gelir.

                               21.06.2012 

Little Fable



Dünya her geçen gün daha küçük büyüyor ...
(Kafka'dan Esinlenerek)

Concept & animation: Henning Lederer
Music: Marius André
Text based on Franz Kafka
Supervision: Prof. Reiner Nachtwey, Dieter Fleischmann
Laboratory of Digital Illustration
Technical Support: Florian Boddin
FB2 Design - FH Duesseldorf – 2006