ŞATO'NUN KAFKA'SI



Joseph K. bir gece geç vakitlerde karanlık ve sessiz bir köye gelir. Nereden geldiği nereye gittiği belli değildir. K. Kendisinin Kadastrocu olduğunu ve bu köye atandığını ifade eder. Fakat, K.’nın kim tarafından görevlendirildiği, gerçekten kadastrocu olup olmadığı, o köye atanıp atanmadığı bile kesin olarak bilinmez. Öykü soru işaretleriyle başlar ve olaylar ilerledikçe bunların hiç cevaplanma kaygısı taşınmadığı daha bir net anlaşılır.

K. roman boyunca Şato’ya ulaşmaya çalışır. K.’nın Şato’yu ilk defa görmesi ve ona ulaşma çabasının anlatıldığı sahne, kabaca kitabın bütün özetini de oluşturur. K. bütün çabalarıyla Şato'ya ulaşmaya ve onunla bağlantı kurmaya çalışır. Öyle ki Şato ilk göründüğü andan itibaren gizem barındıran, ulaşılmaz, yüce, her şeyi gören bir iktidar modelinin somut göstergesi olarak tasvir edilir ve bu yüzden de korkutucudur. K. ilişki  kurduğu herkesle Şato ile bağlantı kurmayı amaçlar. Bunun için küçük bir çocuktan, onun annesinden, Şato’da çalışan Klamm’ın eski nişanlısından, Şato’nun habercisinden medet umar. Fakat ne yaparsa yapsın K. Bir türlü Şato’ya ulaşamaz.

K. Şato'ya ulaşamadıkça, daha çok insanla bağlantı kurar ve her insanda bu iş için küçükte olsa bir ışık gördüğünde sonuna kadar onu kovalamaya çalışır. K’nın insanlarla kurduğu ilişkilerde, insanların, eskiden Şato’ya ulaşmak için aynı K. gibi bütün yolları denedikleri, bunun sonucunda küçük başarılar elde ettikleri ve bu başarıların onlar için büyük bir övünç kaynağı haline dönüştüğüne tanık oluruz. Fakat bu başarılar o kadar küçük ve gülünçtür ki gerçekten Şato ile herhangi bir temasta bulunulup bulunulmadığı bile tam olarak anlaşılamaz. Bu sebeple insanların hiçbir zaman Şato ile temas kurulamayacağı, küçük bağlantıların bile çok büyük bir lütuf olduğu fikri oluşmuştur. Şato, köy için değil; köy, Şato için vardır. Oysa Şato, başlangıçta köy işlerinin yürütüldüğü bir yer olarak tasvir edilir.

Şato, gücü ve otoriteyi temsil eder. Şato'nun asıl gücü ise somutluğundan değil soyutluğundan ve bilinemezliğinden  gelir. Şato korku salar fakat bu korku insanlara verilen kırbaç cezalarından kaynaklanmamaktadır. Bu açıdan, Şato’nun dışarıdan görüldüğü kadar uzakta olmadığı ve şatafatlı, her şeye muktedir bir görüntü taşımadığını ve hatta Şato diye bir yerin bile olmadığını iddia edebiliriz. Hatta K. Bütün çabalarına rağmen orada çalışanlarla bile karşılaşamaz. Ne yaparsa yaparlar bir anda yok oluverirler. Zira öykü boyunca Şato ile hiçbir somut ilişki kurulamaz, bütün bilgiler insanların söylentileri ve birbirleri ile konuşmalarından ya da konuşamamalarından çıkardığımız bilgilerdir. Ve bu söylentiler arttıkça Şato gözümüzde daha çok büyür ve onun ne kadar inanılmaz olduğu, ne kadar büyük olduğu, oraya ulaşmanın imkansız olduğu gibi fikirler oluşmaya başlar. K.’da başlangıçta Şato ile bağlantı kurmanın kolay olacağı fikrine kapılır ve hatta onunla alay bile eder. Oysa onun ulaşılamazlığı insanların söylemleriyle tekrar büyütülür. Herkesin inandığı ve gerçekte ne olduğunun asla tam olarak bilinemeyeceği bir imge haline dönüşür.


Başlangıçta biraz uzakta duran Şato, artık giderek uzaklaşmaya başlamıştır. Zira Şato ile zamanında bağlantı kurmuş ve gözden şu ya da bu şekilde düşmüş insanlarla köy ahalisi ilişki kurmayı reddeder ve ötekileştirilerek dışlanırlar. K. bu bilinçle bulabildiği bütün ilişki yollarını dener fakat başarılı olamaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder